• Ana sayfa
  • e-yağmur
  • e-yazarlar
  • e-arama
  • e-iletişim
  • Konu

    Bu yazı toplam 636 kez okundu | Bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz.
    Yorum Ekle Yazıcı görüntüsü Arkadaşına gönder


    Yitik Denemenin Peşinde / YILMAZ YILMAZ

    Yitik Hüzün, Ali Çolak – Zaman Kitap Yay. Kasım 2006

    Öteden beri deneme konusu dile gelince, akla ilk gelen denemenin yetim kalmış bir yazı türü ya da “edebiyatın üvey evladı” olduğu hatırlanır. Nitekim kısmen de doğru bir yargı. Son on yıl içerisinde –belki on beş yıl da denilebilir- göstermiş olduğu gelişmeyle yetimliğini unutturmaya, okur kitlesini genişletmeye başladı, deneme. Şimdilerde daha çok ilk gençlik yıllarını geride bırakanların ya da yetişkinlik yaşlarını sürenlerin ilgi gösterdiği deneme, her geçen yıl genç okuyucu safından da kendine talip bulmaya devam ediyor. Hemen her konun gediklisi olduğu için de okur bulmakta zorlanmıyor. Kimi zaman ilgi duymadığımız bir konu hakkında bile olsa okuyoruz yazılanları; çünkü yazan başarabilmiştir bunu. Öyle ki, Füsun Akatlı “kalem ehli denemecinin insanların sevmedikleri ilgilenmedikleri bir konuyu bile okuttuğunu” söyler bir yazısında. Yani, evet; denemecinin elinde kelimeler bakir toprak parçası gibidir, rengârenk çiçekler ekilmeye hazırdır. Kelime toprağında bir birinden güzel çiçekler, işte bu mahir deneme üstatlarının elinde boy verir, boy atar…
    Denemenin bu yükselişinde tabiî ki en büyük emek nitelikli deneme kitaplarına imza atan yazarların ve hangi kitabı yayınlayacağına özenle karar veren yayınevi editörlerinin, ama önce yazarlar…

    İlk kitabından son kitabına değin deneme sevdasından vazgeçmeyen Ali Çolak, Zaman’da yazdığı denemeleri kitaplaştırmış, Yitik Hüzün adıyla. İyi de etmiş… Zaman gazetesinde, her hafta farklı bir konuda okuruyla sohbet ediyor gibi tatlı bir üslupla yer verdiği yazılar toplamı, bu yıl önümüze bu adla düştü: Yitik Hüzün. Ne ince bir isim… Ne yalan söylemeli, daha önce Bir Bahçe Düşü ismiyle bir araya getirdiği denemelerde de bir güzellik, letafet vardı; ancak kimi yerlerde Ali Çolak’ın alıştığımız akıcı anlatımını bulmakta zorlanmıştım. Şimdi, Yitik Hüzün şifa gibi geldi.

    Denemeden hiç vazgeçmeyen bir yazar Ali Çolak, farklı türler arasında kalem oynatmayı denemiş olsa da o yazılarda bile deneme tadı vardı denilebilir. Yitik Hüzün’de yazmak isteyip de yazamadığı, daha doğrusu çalışmalarına başladığı ancak çeşitli sebeplerden dolayı sürekli ara vermek zorunda kaldığı tematik kitaplar olmuş. Bir yazarın bildiği şeyleri, güzel anlattığı şeyleri yazmaya devam etmesi kadar okuyucuya iyi gelen ne vardır ki?
    Denemenin yazara sunduğu imkânları en güzel şekilde, dahası ustaca kullanmış Ali Çolak. Her telden her sözden ortaya okunası denemeler çıkarmış. Meselâ kitabın ilk denemesinde gazetede okuduğu bir haber üzerine yazmış, Piyano Adam’ı. Hemen hiç konuşmadan sadece piyano çalan bir adam ile beraber kol kola Çinli şair Han Fook ‘u öğreniriz, dahası yaşamak isteriz. Kimi zaman tanımak istediğimiz, karşına geçip iki çift laf etmek istediğimiz dostlara, şairlere, yazarlara uzar gider sözün ucu. Kimi zaman, kaybettiğimiz her erdem gibi ucunu dışarıda arayarak teselli bulmaya çalıştığımız değer yitiminin ardından, hüznün ardından sebepsiz bir çaresizliğin deva olmaz merheminin peşine düşeriz. “İçimize kaçmayı” salık veren yazarın sesine kulak verirken bir burkuntu kaplar içimizi, bir hüzün rüzgârı ıslatır saçlarımızı… Daha neler neler; el yazısından sözlüğe, şairden şiire, alışkanlıklarımızdan yaşlılık ve verim çağına, ustalığa, her dilde farklı bir ifadesi olsa da evrensel olduğu için anlaşılır olan sevgiye, ucu ateşe tutulmuş güllü mektuplardan Türkçe üzerine bir yazarın içli dertli söylenmelerine, bizden olmayan, Türkçenin can düşmanı yanlış kullanımlardan mecazın güzelliğine, yabancı diyarlarda sahip çıkılan onca şairi görüp de kendi memleketinde şaire ve şiire verilen kıymetin azlığına ya da hiçliğine üzülen bir canın derdine… Denemedir bu, değinmediği konu ya da kişi var mı?
    Toplum olarak Necatigil ’in ifadesiyle, ince şeyleri düşünmeye vakit bulamama sorununa reçeteler sunma derdinde değil zaten yazar; ancak bu sıkıntıları dile getirmesi bile pek farkında olmadığımız ya da zamanın baş döndürücü süratinden dolayı alıştığımız, gayet sıradan, normal karşıladığımız değer yitimine, Hilmi Yavuz’un pek yerinde ifadesiyle, bellek yitimine dikkatleri çekiyor. İtirazım var yapılanlara, diyebiliyor…

    Belki de kitabın bir birinden güzel denemeleri içinde dura düşüne okunması gereken denemeler sıralaması okurdan okura farklılık arz edecektir; ancak benim en beğendiğim denemeler şunlar: Yitik Hüzün, Piyano adam ve şair, Ah neden öldünüz, Şiirin kadını, Mektuptur yakar, Bana kelimeni söyle, Şairin evi, Şairin cenazesi, El yazısına dair, Dergi evet eski bir aşk, Bir zarif insan, Yaşlılık Hilmi Yavuz ve Dağlarca üstüne, Alıştığımız Şeydi yaşamak…

    Bu arada Ali Çolak’ın Mavisini Yitirmiş Yaşamak, Günlük Güneşlik Şarkılar, İnce Sözler kitaplarını da okumak bu tadına doyum olmaz deneme yolculuğunda uğraması farz duraklardır emin olun… Hele ki Periyi Uyandırmak… Sanırım Ali Çolak ismi ileride –şimdilik- bu üç kitap ile anılacak: Mavisini Yitirmiş Yaşamak, Periyi Uyandırmak, yitik Hüzün…






    Konuya eklenen yorumlar


    1 | Recep şükrü Güngör 10 09 2007, 12:08

    Yitik Hüzün, Yılmaz Bey'in de dediği gibi yazarının içinde biriktirdiği küçük tatların toplamıdır. denem türünün üstadı diyebeileceğimiz Ali Çolak'a yeni kitaplarını beklediğimizi belirtmek isteriz. /RŞG


    Yağmur Dergisi
    Üç aylik Dil-Kültür ve Edebiyat Dergisi
    Emniyet Mahallesi Huzur Sokak No:5 Üsküdar / istanbul
    Tel : 0 216 318 60 11 Faks:0 216 318 53 14
    Gizlilik İlkeleri - Kullanım Şartları - Copyright © 2004 - 2010