• Ana sayfa
  • e-yağmur
  • e-yazarlar
  • e-arama
  • e-iletişim
  • Konu

    Bu yazı toplam 674 kez okundu | Bu yazıya yorum ekleyebilirsiniz.
    Yorum Ekle Yazıcı görüntüsü Arkadaşına gönder


    Bir Çanakkale Destanı "ŞEHADETNAME" / SALİH GÜLEN

    Çanakkale Savaşları, bir zamanların cihanı titreten bir devletin son savaşlarından biridir. Ölmek mi, kalmak mı sualine cevap arandığı bir savaş... Verilen savaş aslında asil bir mücadeledir, atalardan miras kalan şerefi yitirmeden dimdik ayakta durmaya çalışılan bir mücadele... Çanakkale bir yaradır bugün dahi yürekleri yakan, gönülleri acıtan bir yara.



    Geçmişi iki üç yüzyıllık devletler millet olma duygularını insanüstü güçlere sahip kahramanları ile filmlerde sağlamaya çalışılırken yanı başımızda yüz yüze gelmeye çekindiğimiz bir gerçektir Çanakkale. Tarihimiz, zaferlerimiz tarihi şahsiyetlerimiz çok bilinçli olarak küçümsenmeye hatta alay konusu yapılmaya çalışıldığı bir ortamda yepyeni bir roman yayınlandı: Şehadetname. Roman; edebi kalitesi, söz ustalığı ve tarihi hakikatlere olan vukufiyeti ile bildik Çanakkale kitaplarından çok ayrı bir yerde duruyor.



    Gelibolu'ya öğrencilerini götüren öğretmene bir öğrenci: "Hep şehitlik, hep şehitlik öğretmenim, buralarda gezilecek başka yerler yok mu?" der. Bu vefasız ve saygısız sözler karşısında edebiyat öğretmeni bir şey diyemez. Kelimeler boğazına takılır, ama yüreğinde büyük bir yangın başlar ve emekli olunca Çanakkale'de şehitlik gezmekten bıkan öğrenciye kendi yaşıtlarının bu topraklarda 92 yıl önce neler yaşadıklarını anlatan bir roman kaleme alır. Otuz yıllık bir edebiyatçı birikimiyle kaleme alınan satırlar Şehadetname bu yönüyle bir vefasızlık acısına ilaç olmayı kendine maksat edinir.



    Yılların edebiyat birikiminin konuştuğu romanda özellikle kullanılan deyimler ve öz deyişler bir devrin toplum hayatının söz ustalığını yansıtması bakımından apayrı bir mana taşıyor.



    Osmanlılarda hem diploma hem de şehitlik belgesi manasına gelen Şehadetname Çanakkale'ye giden İstanbul Erkek Lisesi talebelerinin başından geçenleri anlatıyor. Şehitlik gezmekten bıkan öğrencinin yaşıtları, 1915'te okullarını bırakarak gittikleri cephede destan yazıyorlar roman bu destanı gözler önüne seriyor.



    Alışılagelen Çanakkale romanlarından çok farklı bir tarzda kaleme alınan romanda sadece cephede değil cephe gerisinde yaşananlara da yer verilmiş. Tarihi romanlarda sadece savaşlardan ve erkeklerin yaptığı işlerden ağırlıklı bahsedilmesine karşın Halide Alptekin bir kadın gözüyle de savaşı sorguluyor. Cepheye gönderilen oğluna karşı annenin hissettiklerinden, iki çocuğu ile kocasının cepheden dönmesini bekleyen eşe; nişanlısının mektubunu gözleyenden, abisini şehit veren bacının acısına kadar bir milletin imtihanı gözler önüne seriliyor. O dönemde yaşanan hüzün, aşk, hasret, yokluk satır aralarında hissediliyor. Hissedilen bir şey daha var. Olabildiğine umut, inanç ve günümüzde çok unuttuğumuz nezaket. Roman bu yönüyle hatırlamamız gereken yönlerimize ciddi atıflarda bulunuyor.



    Kitapta Cevad Paşa ile boğazın tabyalarını geziyorsunuz, Seyyid Onbaşı ile birlikte kaldırıyorsunuz 275 kiloluk mermiyi. Kendinizi kâh Boğaz'da Nusrat Mayın Gemisi'nde buluyorsunuz, kâh Mecidiye Tabyası'nda askerlerin yanında. Kâh Anafartalar'da Mustafa Kemal'in yanında oluyorsunuz kâh İstanbul'da Gülhane Hastanesi'nde. Eyüp Sultan'da dua ediyorsunuz. Esir alınan Müstecib Onbaşı Denizaltısı'nı geziyorsunuz. Hayır, olmak-ölmek savaşını hissetmiyorsunuz, yeni baştan yaşıyorsunuz. Şehadetname okunması gereken ve gençlere özellikle okutulması gereken bir kitap, bu acıların bir daha hiç yaşanmaması ve geçmişten ders alınması için.


    KİTABI ONLİNE SATIN ALMAK İÇİN:

    www.kitapkaynagi.com


    Yağmur Dergisi
    Üç aylik Dil-Kültür ve Edebiyat Dergisi
    Emniyet Mahallesi Huzur Sokak No:5 Üsküdar / istanbul
    Tel : 0 216 318 60 11 Faks:0 216 318 53 14
    Gizlilik İlkeleri - Kullanım Şartları - Copyright © 2004 - 2010