828 kere okundu

Yağmurlu Sözler

Ali ŞANVERDİ

Hayata kırpılan göz, yürekten verilen sıcak bir nefes ve kelam havuzundan damıtılmış söz değil midir şiir? Yoksa gök kubbe altında hoş bir sedadan mı ibarettir yazılanlar?

Beydeba: "Eskiler; gelecek olanlara, söylenmedik bir söz bırakmadılar." dese de, şairin ruhu giderek incelmekte. Yeni bir günün ağarmasıyla gün yüzüne çıkan taze mısralar, şairlerin hâlâ nefes almaya devam ettiğini gösteren en büyük emare olsa gerek.

Asırlar önce yazılan şiirlerin bugün hâlâ okunuyor olması, şairleri yaşadıkları çağın ötesine sürükleyen, kelamın gücü değil midir? Gök kubbe altında söylenen sayısız mısra arasında farklı ve özgün olabilmek, kalıcı olma adına belki de en büyük güç.

Sütun Yayınları'ndan çıkan, Hasan Çağlayan imzalı "Yağmurlu Sözler" bu güce sahip eserlerden biri olarak çıkıyor karşımıza. Aynı zamanda bu kitap Beydeba'nın söylediklerinin aksine, özgün söyleyişlerin devam ettiğine dair de güçlü bir işaret.

Kitap, mütevazı bir kapak tasarımına ve sayfa sayısına sahip olsa da, içerisindeki mısraların yoğunluğu, bu boşluğu fazlasıyla dolduruyor. Az sözle çok şey anlatmayı şiar edinen şair; otuz yedi başlık altında topladığı şiirlerini, belli ki yüreğinin derinliklerinden gelen deruni bir sesle kâğıda dökmüş.

Çağlayan'ın, hislere tercüman olan mısralarının yanı sıra; okuyucularının ufuklarını genişletmeye, aralara yeni fikir tohumları serpiştirmeye dönük söyleyişleri de var; lakin bu çabalar, şairanelik değerinden bir şey eksiltmeden mısralarda kendine yer buluyor.

Şiirlerinde hayata karşı "İnsan ve kalp" penceresinden bakmaya çalışan şair; eserin genelinde "güzel olanı, ümidi, ayrılık hüznünü, kavuşma beklentisini ve ahde vefayı" paylaşıyor okuruyla.

"Sürektir zamanlar, sürüp gitmede sevdamız.

Gece şafağa döneli beri

Güneşli günlere yol alırız."

Söyleyişlerini ses, musikî ve tarihî doku bakımından zengin bir işçilikle yoğuran Çağlayan, okuyucularına her defasında farklı bir yelpazeden sesleniyor. Bu anlamda, mısralarında yer yer "Hilmi Yavuz", "Yahya Kemal" ve "Ahmet Haşim" şiirlerine metinler arası göndermeler görülüyor.

Günümüzde, hayata karamsar bakan bazı şair ve yazarlara inat, şairin mısraları her dem ümit yüklü:

"Gümüşçe bir sada nakşolur her dimağa, çın! çın!

-Yol açın ufuklar, va'dedilen çağa yol açın!

Artık, şen olur bahçeler;

Yürük ezgilerde her bağa bir güvercin…

Sineler bayram yeri, güler kalpler için için."

Mana zenginliği bakımından da doyuruculuğa gayret eden şair, bu zenginliği kovalarken Haşim'de olduğu gibi musikiden ödün vermemeye çalışıyor:

"Güzlenen yapraksa nazlanan kim?

Kuşlar uça kona neyi anar?

Her yer beytülgazel sicim sicim.

Bir tek nar çatlarsa bahçe yanar."

Mısralar, gönülden gönüle gerili bamtelidir aslında! Her şiir bir şarkı, her şair bir kalp yolcusu… Lakin bazı şarkılar genele hitap ederken, bazıları dinleyici arayacaktır.

"Yağmurlu Sözler", her gönlü ısıtabilecek sıcaklıkta. Fakat buna rağmen soğuk mesafelerde duranlara da diyecekleri var Çağlayan'ın:

"Üstüne üstüne geliyor devran ve sen hâlâ üşüyorsun,

Hâlâ susuyorsun, kaçıyorsun hâlâ.

Sevinçler, hüzünler…

—Tamam! Tamam!

Bu yangın ikimizindir, karışmasınlar kalbim;

Aşina olmayanlar çekilsinler aradan!"

"Yağmurlu Sözler", şiir dünyasında şimdiden adından söz ettirmeye başladı bile; lakin durdukça değeri daha da artan eserler arasına girmeye de aday görünüyor.
Share/Bookmark